Son dönemin popüler yazarlarından Kaan Metin Çelik’in ‘Sekiz’in Dokuz’u Gibi Ola mısın?’ kitabı çok satanlar listesine girmeyi başardı.

İki kafadarın ölen insanların kefenlerini çalmasıyla başlayan fantastik romanın yazılması, yazarın yaklaşık dört yılını aldı. Bir soluk da okuyacağınız bu kitabı korkuyla arası iyi olmayanlar gece okumasın…

SEKİZ’İN DOKUZ’U GİBİ OLA MISIN ?

Yıllar, uzun bitimsiz bir ninni söylerken gündüzün geceyi kovaladığı gibi; günler haftaları, haftalar ayları, aylarsa yılları kovaladı. Dehak, Varat Kasabası’ndan Mohaç Kasabası’na tayin olalı tam on beş yıl geçmişti. Mohaç Kasabası’nın sıra sıra evleri olan birkaç sokağı vardı. Sokağın başında; baba mesleğini devam ettiren Kasap Örnis’in, sonunda ise Aleko’nun dükkanları vardı. Hemen hemen ikisinin ortasında da hatırı sayılır serveti ile tüccar Daniyal’ın hem ev hem işyeri olarak kullandığı iki katlı evi bulunuyordu. Tüccar Daniyal’ın evinin yanındaki küçük bir sokaktan Adalet Evi’ne geçiliyordu. Kasabadaki bütün anlaşmazlıkların çözüme kavuşturulduğu yerdi Adalet Evi. Mohaç Kasabası, Tuna Nehri’nin bir kıyısının sırtını verdiği Karlıca Dağları’nın eteklerinde kurulmuş; çam, kayın, ıhlamur, ceviz, kestane ve meşe ağaçlarının oluşturduğu gür ormanların tam ortasındaydı. Tuna nehrinde; başka bir yerde bulunmayan, balık çeşitleri ormanda her tür av hayvanları ve çok sayıda göçmen kuş vardı. Siyah Leylek, Vaşak gibi hayvanlara, dağlarda, büyük ovanın uzak köşelerinde rastlanmaktaydı. Bazen öyle olurdu ki; yılların yükünü çekmiş ağaçlar, artık gövdelerini taşıyamaz olur, ağaç kurtlarına boyun eğerlerdi. Karlıca Dağları’nın baktığı ovaya hakim olan Mohaç Kasabası; serin ve rüzgarlı iklimi ile tam bir dağ kasabasıydı. Yaz aylarında ova; gelincik ve papatyalarla renk cümbüşüne dönüşür, kış ayları ise karlı ve bol yağmurlu geçerdi Mohaç Kasabası’nda. Hakim Dehak, o gün Adalet Evi’ne giderken, kasabaya nerden geldiği belli olmayan ve kasabalının Deli Corcu adını taktığı adama birkaç çocugun taş attığını gördü. “Lanetli şeytan!….. Lanetli!…” diye bağırıyorlardı. Corcu, iri bir çınarı andırıyordu. Boyuna posuna kilosuna baksan, adamı sıksa suyunu çıkarırdı.

 

Yorum Yap